
Her şey, kuartz madeninin belli
oranlarda karıştırıldığı çamuru elde edip ona
istenen objelerin şeklinin verilmesiyle başlar.
İşlenmemiş haline ‘ bisküvi’ adı verilen çini
objelerine desen çizimi ilk önce kömür tozu
yardımıyla yapılır. Daha sonra siyah veya mavi boya
ile desenlerin dış hatları çizilir. Her desenin
farklı bir manası vardır. Lale Allah’ın, gül
Resulullah’ın sembolüdür.
Servi ağacı sabrı, bahar dalları ise cenneti
anlatmaktadır. Kontürleri tamamlanan desenlerin
içleri usulünce boyanır. Çini sanatında tarih
boyunca oluşmuş desen çizme ve boyama yöntemleri
vardır. Bu yöntemlerin dışına kayarak yeni ve farklı
tarzla yapılan çalışmalar orijinal çiniler kadar
itibar görmemiştir.
Adeta aslından uzaklaştıkça değer kaybetmiştir.
İnsan, Yüce Yaratıcı’nın en nadide ve süslü
eseridir. Üzerindeki her nakış Rabbinin bir güzel
ismine ayna olma kabiliyetindedir.
İman derecesine göre bu aynanın parlaklığı artar
veya azalır. Fıtratındaki güzelliklerden
uzaklaştıkça değeri düşer. Çinide, el emeğine göz
nuru dökerek çizim ve boyama aşamaları tamamlanır.
Renkleri ve motiflerin bir araya gelerek oluşturduğu
mana ile gerçekten güzel bir eser ortaya çıkmıştır.
Fakat daha eksik olan bir şeyler vardır. Görünüşü
mat olduğu kadar renkleri hemencecik silinmeye,
kendisi kırılmaya meyillidir.
Şimdi ’sır’ lanma zamanıdır. Muhtevası meçhul olmasa
da çininin fırınlanmadan önce bulandığı maddeye sır
adı verilmiştir.
Çini, artık fırına girip ateşle hemhal olmaya
hazırdır. Çok yüksek sıcaklıkta yaklaşık yirmi dört
saat kalır. Bu süre içinde bütün renkleri en güzel
ve parlak hallerine bürünür. Desenleri, artık
silinmemek üzere bütün
güzellikleriyle adeta özüne yerleşir. Eğer ateşin
hararetine tahammül eder ve patlamazsa ki bu ihtimal
her zaman her çini parçası için vardır, ortaya göz
kamaştırıcı ve zamanın eskiten gücüne mukavemetli,
güzelliğini
yüzyıllar sonrasına taşıyabilecek eserler ortaya
çıkar.
İnsan, bazen ateş kadar acıtan imtihanlarla sınanır.
Sınanmadan geçmemiş, geçememiş insanlar hamdır. Ne
sohbetleri bir mana taşır ne eylemleri itibar görür.
Oysa çile, meyvenin güneş hararetini hücrelerinde
hissederek olgunlaşması gibi kemale erdirebilir
insanı.
Eserleriyle asırlar sonrasını aydınlatan kamil
insanların hayatında hep ateş gibi yakan çileler
vardır. Ateşe dayanamayıp ‘ patlayanların’
bilmedikleri belkide ateşin yani çilenin yani
sınanmanın geçici oluşudur. Fani
dünyanın her hali gibi sıkıntıları da fanidir.
Muvakkat sıkıntılardan insana kalacak olan ise bu
hallere karşı gösterdiği tepkidir. Ya patlayıp
kaybedecek ya da pişip kemale erecek, yüzyıllarca
bozulmayan güzelliklere kavuşacaktır. Asıl marifet,
ateşe tahammül sırrındadır.
KATILIM:
Başlangıç: 10 Şubat 2010 Çarşamba - Mecidiyeköy kurs merkezimiz.
Dersler, her Çarşamba akşamı 19:00 - 21:00 saatleri arasında
yapılacak ve 8 ay sürecektir. Kontenjan sınırlı, kayıt için
acele ediniz.
Kurs ücreti aylık 100 TL'dir.
Dernek üyeliği şartı bulunmaktadır.
Önkayıt yaptırın biz sizi arayalım.