EBRU KURSU


- Yorularak dinlenin -


Yeni dönem dersleri başladı. Kayıtlar sürüyor

Her Cuma 18:30 - 21:30
Eğitmen: Alaattin Zengin
Kurs ücreti:
Aylık 150 YTL, Öğrencilere 130 YTL, Üyelere 125 YTL
(Kredi kartı geçerlidir)
Kontenjan: 30

Yer:
Tarih ve Kültür Araştırmaları Derneği  – Mecidiyeköy

Kayıt için iletişim

 

EĞİTİM HAKKINDA

Hiçbir eser tekrarlanamaz Ebru sanatı icrasında.

Muhteviyatında su olması, dahası ne kadar doğal malzeme kullanılırsa o kadar kontrolün elden kaçmasından bahseder Ebruzenler. Kendi eseri karşısında acziyete düşen bir sanatçı!

Ebru bu haliyle; alemde sonsuz esere sahip asıl SANATKAR’ı işaret eder. Her biri en başta su’dan müteşekkil aynı muhteviyatta şu kadar müzeyyen varlık O'nun eseri.  
 

EĞİTMEN HAKKINDA


Alaattin Zengin,

1977 Tokat doğumlu. 1998 yılında Hikmet Barutçugil ile ebru dersleri almaya başlayan sanatçı, çalışmalarını kendi atölyesinde devam ettirdi. 2002 yılından beri çeşitli dernek ve vakıflarda ebru dersleri veriyor. 

 


Dersten bir görüntü


 

  
   C
isme bürünen latifliğin dudaklarında küçük yarıklar oluşturan kana baktı. İnce uçlu bir fırçayla dokunmuş ve parlak kesik çizgiler bırakmış ressamı andı. Sen ne asil bir renksin kırmızı! Ama asaletin, şu dudaklar olmasaydı öksüz kalırdı!

    Üzerine yürüyen teşhir çılgınlarının rujları, senin hafif hafif kıpırdayan boyasız dudaklarına yetişebilmek için tonlarca işlemden geçse…

    Gözlerinin içinde arsız arsız davet arayan milyonlarca gözün hücumundan kaçmak için durdu. Nereye gittiğini bilmeyen; önüne çıkan her şeyi öğüten, uzağında kaldığı ama güzelliğini her nasılsa (!) bildiği her şeyi solduran, kirleten bu sürüyü şaşırttı. O durdu, gözlerini kapadı. Bir diş attı. Herkes kınayan gözlerle baktı. Bu kaosta huzurlu bir ada düşledi. Fısıltısı bu sefer duyulan dudakları gördü düşünde. Kesik kesik kırmızı çizgiler… Baştan ayağa kulak kesildi. Görüntüleri aşıp süt liman, isimsiz, cisimsiz, kedersiz bir yere vardı. Ayakları yoktu ki yere bassın!.. Boşlukta ve huzurda kıpırdamadan bekledi. Bekledikçe sözcükleri unuttu. Aklını gördü. Dehşet veren bir yangında kül olan aklını… şah damarının atışını dinledi. Ve artık sadece bir tek nokta… “bir” çoğaltılabilir, ama “tek” rakipsizdir. Buldu. "Kendisini bilen"in bileceği ne ise onun yakınında olduğunu duydu. Ürperdi. Eşikteydi, titriyordu. “Buraya kadar”  dedi bir ses. “Daha fazlasına şimdilik müsaade yok. Bekle kapı bir gün açılacak. Ama bu kapıya layık bir köle değilsen sahibinin sana gülümseyeceğini sanma!”

   N
okta, bir gül tohumu olup gülün kalbine kadar yükseldi. Baktı meğer bir goncanın içinde yaşanmış bunca hâl… “Sana kendimden üflüyorum. Açıl!” kesik çizgilerin kan kırmızı bir güle dönüşünü duyumsadı. Noktanın güle doğuşunu  kalbinde tamamladı. Gül olmasa* kim bilebilirdi göğün, toprağın ve ikisi arasındakilerin değerini? Ve eğer gül olmasaydı, kim bilecekti bir sevgilinin tahtına hangi merdivenle çıkılacağını? Ve bir gül, kokusuyla büyülemeseydi eğer, neyzen kalbine eğilmezdi. âşık, kâbe diye taşları tavaf ederdi.

   Huzurlu adanın kıyısına indi. Dilinde hafif bir kan tadı… gözlerini açtı. Karşı tarafta katlanılması gereken bir oyun ve oyalanma** vardı…

   * Hadis-i Kudsi: “Levlake lavlake lema halaktül eflak”  “Sen olmasaydın, sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım.” ** Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve
bir oyalanmadan başkası değildir.
   ** Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En’am-32)

     (Kültür ve Edebiyat Kulübü Başkanımız Pınar Yeşilyurt'un kaleme aldığı yazı)

 

 


HAYATINIZA RENK KATIN
 


ŞİİR VE YAZI ATÖLYESİ
 


TİYATRO
 


KARAKALEM
 


FOTOĞRAFÇILIK
 


SENARYO
 


HİTABET
 


OSMANLICA
 


ARAPÇA
 


MİNYATÜR
 


HAT
 


UD
 


EBRU
 


NEY
 

KANUN
 


BAĞLAMA
 


















 

© Copyright 2007 Tarih ve Kültür Araştırma Derneği