|
Cisme bürünen latifliğin dudaklarında küçük yarıklar oluşturan
kana baktı. İnce uçlu bir fırçayla dokunmuş ve
parlak kesik çizgiler bırakmış ressamı andı. Sen ne
asil bir renksin kırmızı! Ama asaletin, şu dudaklar
olmasaydı öksüz kalırdı!
Üzerine yürüyen teşhir çılgınlarının
rujları, senin hafif hafif kıpırdayan boyasız
dudaklarına yetişebilmek için tonlarca işlemden
geçse…
Gözlerinin içinde arsız arsız davet arayan milyonlarca
gözün hücumundan kaçmak için durdu. Nereye gittiğini
bilmeyen; önüne çıkan her şeyi öğüten, uzağında
kaldığı ama güzelliğini her nasılsa (!) bildiği her
şeyi solduran, kirleten bu sürüyü şaşırttı. O durdu,
gözlerini kapadı. Bir diş attı. Herkes kınayan
gözlerle baktı. Bu kaosta huzurlu bir ada düşledi.
Fısıltısı bu sefer duyulan dudakları gördü düşünde.
Kesik kesik kırmızı çizgiler… Baştan ayağa kulak
kesildi. Görüntüleri aşıp süt liman, isimsiz,
cisimsiz, kedersiz bir yere vardı. Ayakları yoktu ki
yere bassın!.. Boşlukta ve huzurda kıpırdamadan
bekledi. Bekledikçe sözcükleri unuttu. Aklını gördü.
Dehşet veren bir yangında kül olan aklını… şah
damarının atışını dinledi. Ve artık sadece bir tek
nokta… “bir” çoğaltılabilir, ama “tek” rakipsizdir.
Buldu. "Kendisini bilen"in bileceği ne ise
onun yakınında olduğunu duydu. Ürperdi. Eşikteydi,
titriyordu. “Buraya kadar” dedi bir ses. “Daha
fazlasına şimdilik müsaade yok. Bekle kapı bir gün
açılacak. Ama bu kapıya layık bir köle değilsen
sahibinin sana gülümseyeceğini sanma!”
Nokta, bir gül tohumu olup gülün kalbine kadar yükseldi. Baktı
meğer bir goncanın içinde yaşanmış bunca hâl… “Sana
kendimden üflüyorum. Açıl!” kesik çizgilerin kan
kırmızı bir güle dönüşünü duyumsadı. Noktanın güle
doğuşunu kalbinde tamamladı. Gül olmasa* kim
bilebilirdi göğün, toprağın ve ikisi arasındakilerin
değerini? Ve eğer gül olmasaydı, kim bilecekti bir
sevgilinin tahtına hangi merdivenle çıkılacağını? Ve
bir gül, kokusuyla büyülemeseydi eğer, neyzen
kalbine eğilmezdi. âşık, kâbe diye taşları tavaf
ederdi.
Huzurlu adanın kıyısına indi. Dilinde hafif bir kan tadı…
gözlerini açtı. Karşı tarafta katlanılması gereken
bir oyun ve oyalanma** vardı…
* Hadis-i Kudsi: “Levlake
lavlake lema halaktül eflak” “Sen olmasaydın, sen
olmasaydın âlemleri yaratmazdım.”
**
Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve
bir oyalanmadan başkası değildir.
** Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha
hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En’am-32)
(Kültür ve Edebiyat Kulübü Başkanımız Pınar
Yeşilyurt'un kaleme aldığı yazı) |